21.11.08

Anneee diyom....

-Ya tamam abicim de,senden çok korkuyorum be..korkutuyorsun çoğu zaman.sonra da gel oyun oynayalım diyorsun.
-Korkmamayı öğrenemedin sende abicim benim suçum ne ki?
-e hırlıyorsun bana
-ehehehe sen duyamıyorsun ki salak.
-duymasam da anlıyorum abicim şimdi olduğum gibi..Hem sen biliyor musun,kızgın olduğunda suratının aldığı şekli.Senden annem bile korkuyor bazen.Şu salak lafını da sana iade ederim tamam mı..!!!
-bak ufaklık şansını zorluyorsun gene..gelmeyeyim yanına.
-aman çok korktum..
-ulen daha demin diyordun ya korkuyorum diye..
-kim diyordu..?
-........!!!?????
bak çocum..bir saattir ne konuşuyoruz burda..?
- bilmem ne konuşuyoruz..???
-.......!!!!????
-anneeee..fotoğraf çekcem diye uğraşıyosun sen ama bu adam burda harcayacak lan beni...annee diyom kime diyom..
-Anneeeeeee..............

7.11.08

Sincabın Oy Hakkı Yok ! - Bekir Coşkun

FARKINDA mısınız; siyasi partilerin dillerinde çevre-doğa yok...
Seçim bildirgelerindeki birkaç göstermelik satır dışında denizler, göller, ırmaklar, ormanlar, yaylalar, sulaklar onları ilgilendirmiyor.

Eğer sincapların oy hakkı olsaydı, "Aziz ve muhterem sincap hemşerilerim..." diye başlayacaklardı.
Ya da "Kıymetli eşek kardeşlerim..." diye.
Ama leyleklerin, turnaların, kedilerin, yunusların, ceylanların oy verme olanağı ne yazık ki bulunmuyor.



* * *
Oysa gelişmiş demokrasilerde siyasi partiler her zaman doğaya ve çevreye ayrı bir önem verirler.
Niçin?..
Çünkü sincabın oy hakkı olmasa da, onu sevenlerin ve onu ağaçlarda görmek isteyenlerin oy hakkı vardır.
Ama asıl önemlisi:
Dili ve oy hakkı olmayanlara önem veren bir siyasi anlayışın, yoksul, savunmasız, güçsüz insanlara hayda hayda sahip çıkacağını bilirler.
Bir zihniyettir bu...
Bir kedinin ya da bir gölün dahi hakkını savunan siyasi zihniyetin yüceliğini, samimiyetini, içtenliğini ayırt eder çağdaş insan...



* * *
Bizde tersine; seçim demek doğa-çevre için felaket demek...
Kentlerin çevresindeki yeşil alanların gecekonduculara peşkeş çekilmesi demek... Denizde ve karada kaçak avlanmaya göz yummak demek...
Ormanların yakılması-açılması demek...
Sokak hayvanlarının itlafı demek...
Köylünün anız yakmasını görmezlikten gelmek demek...
Göllerin ve sulak alanların kurutulup oy karşılığında köylülere dağıtılması demek...

* * *


Bu yüzden de bu demokrasi bizi tüketiyor.
Yavaş yavaş en değerli varlığımız, yaşamımızı borçlu olduğumuz doğayı-çevreyi kaybediyoruz.
İçinde ırmakların da, sincapların da olduğu yaşamın tümünü değil, sadece oy verme hakkı olanları hesaba katan siyasi partilerin samimiyetsizliği... Demokrasinin yağma ve talanla yürümesi...
Dünyamızı, geleceğimizi, bizi bitiriyor.


Hürriyet 08 .07.2007

BEKİR COŞKUN

Haytap

3.11.08

sığacık kedileri


Bütün kediler benim...