3.9.08

Bu katliama bir son verilmesini istiyoruz/alıntı


Bir hafta önce çok sayıda köpeğin kimliği belirsiz kişiler tarafından zehirlenerek öldürüldüğü Hatay'da köpek katliamının önüne bir türlü geçilemiyor. Odabaşı Belediyesi sınırları içerisinde İl Jandarma Komutanlığı arkasında bulunan İlkevler'de meydana gelen köpek katliamında ilk belirlemelere göre 10, son iki gün içinde de 3 köpeğin daha zehirlenerek öldürüldüğü ortaya çıktı.

Kimliği belirsiz kişilerce zehirlenerek öldürülen köpeklerin arasında aşısı yapılan tasmalı köpeklerde bulunuyor. Site sakinlerine ait köpeklerin de öldürüldüğü katliamın failleri bir türlü bulunamıyor. Öldürülen köpekler belediye tarafından kireçlenmiş çukurlara gömülüyor.

Edinilen bilgilere göre olay; dün sabah saatlerinde Odabaşı beldesi İlkevler sitelerinde meydana geldi. Sitede oturan 15 yaşındaki M.Ali Sarıaslan'a ait aşılı, tasmalı ve bağlı olan köpek zehirlenerek öldürüldü.

Olaydan dolayı büyük üzüntü içinde olan Sarıaslan, "Küçükken alıp büyüttüğüm, aşısını yaptırdığım, tasmalı ve bağlı olan bir köpeği nasıl öldürürler. Bu kişilerin ne yapmak istediğini anlayamıyoruz. Ne istiyorlar bu hayvanlardan. Bunlar da hiç vicdan yok mu? Yaptıkları insanlık dışı bir muamele. Bu katliama bir son verilmesini istiyoruz. Köpeğim öldü başkalarının köpeği bari ölmesin. Bu katliamı yapanların mutlaka bulunmasını istiyorum." dedi

Sitede yaşayan ve Ali'nin arkadaşı olan Abdullah Çokaklı(16) da, insanlık dışı bu hareketin nereye kadar gideceğini bilemediklerini, buna bir son verilmesi gerektiğini, sonuçta bu hayvanların da birer can taşıdığını belirterek, bunu yapanların bulunarak cezalandırılması gerektiğini ifade etti.

kaynak

31.8.08

Çıtçıt Hanım

Fındık'a yeni bir isim daha verdim..Çıtçıt,bayan çıtçıt.Hanımefendinin yürürken,koşarken tırnaklarının yere değmesi sonucunda çıkardığı ses..Çok şeker,onunla yaşadıkça sevimliliklerine daha çok şahit oluyoruz.Her gün yeni bir numarasını gösteriyor.Yanlış anlaşılmasın,bu hanımefendinin herhangi bir eğitimi yok.Kendisi tam bir sevgi kelebeği.Daha önceki yazılarda bahsetmiştim;evdeki kedileri kovalamayı pek seviyordu,diş gösterip hırlıyordu ya..artık o köpüşten eser kalmadı,bizim bulut'la alt alta üst üste,birlikte uyumalar falan görmek lazım..Yemeği hazırlanırken arka ayaklarının üzerinde saniyelerce duruyor..Bir gün video çekip buraya ekleyeceğim ki görebilesiniz.Sanki apartman da yetişmiş.bizimle olsun başka bir şey istemiyor,gelip gidip kendisini okşatmaktan,yanaklara öpücükler kondurmaktan hoşlanıyor.Bir şekilde yanımda durmuşsa ve de ben görmemişsem,patisiyle dürtüp"hey baksana ben burdayım,hadi okşa beni "diyor.Bu kadar kısa bir sürede uyum sağlayacağından şüpheliydim doğrusu,ama yanılmak güzel oldu.çıtçıt hanım,bizim çıtçıtımız...

29.8.08

bir kedi yavrusu olsaydım/Bekir Coşkun

Image

BENCE bizler boşu boşuna onlara hayvanları anlatıp duruyoruz, insanlar hayvanları yeterince tanıyorlar aslında.

Koyunun kopyasını çıkartan insanoğlunun zekásı, evinin saçağındaki kuşun yavrularına yiyecek taşırken sahip olduğu anne duygusunun boyutlarını nasıl bilemez?

Ya da önceki gün izledi insanlar:

Almanya’nın Münster Hayvanat Bahçesi’ndeki goril, ölen yavrusunu uyandırmak için onu kucağından bırakmadı, okşadı, sevdi, ağladı... Ertesi gün insanoğluna bir başka haber ulaşıyordu televizyonlardan, gazetelerden:

Avustralya’da Sydney açıklarında bir balina yavrusu, annesi zannettiği bir tekneyi emmek istiyordu. Millerce teknenin altında yol aldı, annesine (!) sokulmak istedi, ona seslendi, karnı acıkınca emmeyi denedi, ama olmadı.

Tüm dünya izledi bunu.

Her gün medyada yayınlanan bu tür haberler-görüntüler, kendi sağlığı söz konusu olunca gözle görülmeyen virüslerin-mikropların dünyasını çözen insanoğluna, bahçesindeki hayvanların da duyguları olduğunu anlatmaya yetmez mi sizce?

Bal gibi yeter...

*

Ama genelde ahlaki değerlerden yoksundur insan.

Merhametsiz...

Sevgisiz...

Ve çıkarcıdır...

Toplumun içinde kalma zorunluluğu, öğretiler, kurallar, yasalar, onu öyle düzgün tutsa da bir kedi yavrusu ile baş başa kaldığında onun gerçek kimliği ortaya çıkar. Fok yavrularının kürkleri için diri diri yüzülmelerinde ya da boğa güreşlerinde, o baskılar ortadan kalktığında, gerçek yüzünü görürsünüz insanın.

Kürk mağazalarına koşarken ya da arenalarda zavallı bir dananın kılıçla delinmesini çılgınca alkışlarken... Böyledir insanoğlu...

Acımasız, merhametsiz, çıkarcı...

*

Çevrenizdeki insanlara iyi bakın.

Savunması olmayan, güçsüz, korunmasız, kimsesiz, dilsiz canlılara merhamet göstermeyenlerden korkmalısınız.

Bir gün sizin gücünüz tükendiğinde, o insanlara muhtaç olduğunuzda, savunmasız kaldığınızda, bir parça kuru ekmeği esirgediği kediden hiç farkınız olmayacaktır.

Bir kedi yavrusu olsaydım...

Size dostlarınızı saysaydım...

24 Ağustos 2008
Bekir COŞKUN

Haytap

28.8.08

25.8.08

21.8.08

veda eder gibi...

Veda eder gibiydin son gece,uzun süre omuzumda mırıldaman bir korku hissettirmişti bana ama bilemezdim...
sanırım gittin sen,bundan sonra sen olmayacaksın.bir zamanlar o çok kızdığım ayak izlerin de olmayacak.biliyorum kaybettim seni..belleğimde kalan,bir kedinin sevgi dolu dokunuşları,sevgiyle bakan gözleridir....güle güle oğlum
yolun senin gibi güzel olsun.

18.8.08

yorumsuz/Handan Demiralp/günlüğümden notlar

Image

Image

Hani ''ne desem boş'' denir ya, işte şimdi oradayız galiba. ''Kediyi merak öldürür'' der bir İngiliz atasözü ancak işbu halde merak ölüme sebep olmasa da hayli ters düşmekte sanırım kaplumbağa Gaudi'nin baştaki ikazlarına:) E tabii devamı da pek yakında gene bu sinemada...

handan demiralp günlüğümden notlar