bizimkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizimkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.2.09

21.11.08

Anneee diyom....

-Ya tamam abicim de,senden çok korkuyorum be..korkutuyorsun çoğu zaman.sonra da gel oyun oynayalım diyorsun.
-Korkmamayı öğrenemedin sende abicim benim suçum ne ki?
-e hırlıyorsun bana
-ehehehe sen duyamıyorsun ki salak.
-duymasam da anlıyorum abicim şimdi olduğum gibi..Hem sen biliyor musun,kızgın olduğunda suratının aldığı şekli.Senden annem bile korkuyor bazen.Şu salak lafını da sana iade ederim tamam mı..!!!
-bak ufaklık şansını zorluyorsun gene..gelmeyeyim yanına.
-aman çok korktum..
-ulen daha demin diyordun ya korkuyorum diye..
-kim diyordu..?
-........!!!?????
bak çocum..bir saattir ne konuşuyoruz burda..?
- bilmem ne konuşuyoruz..???
-.......!!!!????
-anneeee..fotoğraf çekcem diye uğraşıyosun sen ama bu adam burda harcayacak lan beni...annee diyom kime diyom..
-Anneeeeeee..............

29.8.08

bir kedi yavrusu olsaydım/Bekir Coşkun

Image

BENCE bizler boşu boşuna onlara hayvanları anlatıp duruyoruz, insanlar hayvanları yeterince tanıyorlar aslında.

Koyunun kopyasını çıkartan insanoğlunun zekásı, evinin saçağındaki kuşun yavrularına yiyecek taşırken sahip olduğu anne duygusunun boyutlarını nasıl bilemez?

Ya da önceki gün izledi insanlar:

Almanya’nın Münster Hayvanat Bahçesi’ndeki goril, ölen yavrusunu uyandırmak için onu kucağından bırakmadı, okşadı, sevdi, ağladı... Ertesi gün insanoğluna bir başka haber ulaşıyordu televizyonlardan, gazetelerden:

Avustralya’da Sydney açıklarında bir balina yavrusu, annesi zannettiği bir tekneyi emmek istiyordu. Millerce teknenin altında yol aldı, annesine (!) sokulmak istedi, ona seslendi, karnı acıkınca emmeyi denedi, ama olmadı.

Tüm dünya izledi bunu.

Her gün medyada yayınlanan bu tür haberler-görüntüler, kendi sağlığı söz konusu olunca gözle görülmeyen virüslerin-mikropların dünyasını çözen insanoğluna, bahçesindeki hayvanların da duyguları olduğunu anlatmaya yetmez mi sizce?

Bal gibi yeter...

*

Ama genelde ahlaki değerlerden yoksundur insan.

Merhametsiz...

Sevgisiz...

Ve çıkarcıdır...

Toplumun içinde kalma zorunluluğu, öğretiler, kurallar, yasalar, onu öyle düzgün tutsa da bir kedi yavrusu ile baş başa kaldığında onun gerçek kimliği ortaya çıkar. Fok yavrularının kürkleri için diri diri yüzülmelerinde ya da boğa güreşlerinde, o baskılar ortadan kalktığında, gerçek yüzünü görürsünüz insanın.

Kürk mağazalarına koşarken ya da arenalarda zavallı bir dananın kılıçla delinmesini çılgınca alkışlarken... Böyledir insanoğlu...

Acımasız, merhametsiz, çıkarcı...

*

Çevrenizdeki insanlara iyi bakın.

Savunması olmayan, güçsüz, korunmasız, kimsesiz, dilsiz canlılara merhamet göstermeyenlerden korkmalısınız.

Bir gün sizin gücünüz tükendiğinde, o insanlara muhtaç olduğunuzda, savunmasız kaldığınızda, bir parça kuru ekmeği esirgediği kediden hiç farkınız olmayacaktır.

Bir kedi yavrusu olsaydım...

Size dostlarınızı saysaydım...

24 Ağustos 2008
Bekir COŞKUN

Haytap

28.8.08

21.8.08

veda eder gibi...

Veda eder gibiydin son gece,uzun süre omuzumda mırıldaman bir korku hissettirmişti bana ama bilemezdim...
sanırım gittin sen,bundan sonra sen olmayacaksın.bir zamanlar o çok kızdığım ayak izlerin de olmayacak.biliyorum kaybettim seni..belleğimde kalan,bir kedinin sevgi dolu dokunuşları,sevgiyle bakan gözleridir....güle güle oğlum
yolun senin gibi güzel olsun.

9.8.08

Bobo-Sabo yılın maçı

Bizim evde ki müthiş derbinin fotoğrafları.


Maç öncesi her iki takımın birbirlerinin taktik antrenmanlarını gizlice izlemek için büyük çabası gözleniyordu.




Sabo gece gündüz rakibinin maç kasetlerini izlerken...















Bobo antrenmanlarını aralıksız sürdürmekteydi.


Maç öncesi her ikisinin de çok gergin olduğunu farkettik.


Maç çok hızlı başladı.




İlk dakikalara bobo'nun şutları ve Sabo'nun müthiş kurtarışları damga vurdu.


Sabo'nun müthiş bir kıç istobunu görüyoruz.

Tam bu sırada yemeklerinin hazır olduğunu gören her iki takım oyuncuları maça ara verdiler. Eğer gönülleri olur da sahaya dönerlerse ikinci yarıyı hep beraber izleyebileceğiz.

5.8.08

yabancı..

Hala şoktayım abicim. Hani bilemiyorum böyle bir şey nasıl anlatılır ama anlatmam lazım.Görevim gereği bahçenin ve de evin her tarafını bilmem lazım.Rutin kontrolleri yapıyorum,güvenlik açıkları var mı,bahçeye yan bakan kediler,insanlar falan.Aşağı yoldan geçen köpek çeteleri.Her şey yolunda görünüyordu.Biraz mola vereyim,gidip bizimkileri öpeyim,biraz sevgi gösteriyim dedim garibanlara(ne de olsa epey kahrımı çekiyorlar benim)pencereden baktım ki ne göreyim içerde annemin yanında yabancı bir adam oturuyor.Atladım pencereden ,kaçırmamak lazım.Abi anlamadım sen kimsin,hangi ara girdin içeriye,nerden girdin,hadi girdin diyelim,hiç mi korkmuyosun benden yahu..kocaman bir köpek var burda herkes de bilir.Elini kolunu sallaya sallaya bu eve giremezsin kardeşim.Neyse atladım içeriye demiştim..bir anda durdum,durdum çünkü;bu koku..bu koku..tanıdık yaf..nasıl olur canım..sıcak mı çarptı ki beni????!!!!..
işte aynen fotoğrafta ki gibi baktım kaldım...
sonra anladım yaf..benim babamın sakalları vardı..ha..artık onlar yok.Bir insan bu kadar mı değişir,kendinden bile şüphe ediyor köpek.
Bi de bana güldüler yaklaşık 45 dakika kadar alay ettiler.Biliyorum,anlamıyorum sanıyor salaklar,neyse çok gücüme gitti.Günü gelir biz güleriz size...??!!!