10.12.09

artık kedi köpek gibi kavga ediyorlar demeyeceğiz...

Dostluğun,sevginin ırkı,dili,dini yoktur...























29.11.09

Veda/Bekir Coşkun

BEYKOZ-Riva Köyü'ndeki camide, cenaze namazı kılınacaktı. Cemaat yerini aldığında kurt kırması bir köpek tabutun tam altına gidip yattı.
Onu kovmak isteyenler oldu ama imam ve cenaze sahipleri, "Vedalaşmak onun da hakkı" dediler.
Kurt, tören boyunca tabutun altından kalkmadı...

*

Riva'nın sevilen gençlerinden elektrikçi Hakan, o gün şehre gitmişti. Sokakta bulup büyüttüğü ve çok sevdiği köpeği, onun dönüşünü her zamanki gibi yüzü yola dönük öyle bekledi.
Ama Hakan dönmedi...
Trafik kazası geçirip ölmüştü Hakan.
Ertesi gün cenazesini kentten doğrudan doğruya cami avlusuna getirdiler.
Kurt, o tabutun içindekinin Hakan olduğunu nasıl anladıysa, oralardan ayrılmadı. Şaşkın ve canı yanmış gibi tedirgin, insanların arasında dolanıp durdu. Tabut camideki taşın üzerine konulur konulmaz gelip altına yattı. Duyarlı okurum İrfan Sarp, bu acı manzaranın fotoğrafını da gönderdiği notunda "Hepimiz bu dostluk ve vefa karşısında şaşkındık" diyor.

*

Ben tanığıyım...
Elimize bıçak-sopa aldığımızda kaçmalarından hayvanların korkularını... Başlarını okşadığımızda peşimizden koşmalarından sevgilerini... Gelmediğimizde yolumuzu beklemelerinden vefalarını...
Hiçbir zaman anlamak istemedik...
Ayakta kesilirken sahibinin ona kötülük yapabileceğini düşünmeden boynunu uzatan develerin, köydeki evine dönmek için kendini tellere vuran buzağıların, arkadaşlarından ayrıldığı için sabaha kadar ağlayan kuzuların "duyguları" olduğunu görmek istemiyor insanoğlu...

*

Hakan'ın köpeği, cemaatle birlikte mezarlığa gitti o gün.
Herkes evine döndü, o ayrılmadı oradan...
Köyün gençleri, kurdu daha sonraki günlerde hep mezarlıkta Hakan'ın mezarının başında oturmuş gördüler.
Riva Köyü'nün mezarlığından geçerseniz...
Aç, cılız, acı içinde bekleyen bir kurt görürseniz eğer...
Odur...
Hakan'ın köpeği'dir...

Bekir Coşkun'un yazısı


28.9.09

Barınak.../alıntı..


Image
BARINAĞIN kapısı açılıp da birileri içeri girdiğinde, evlerden atılmış köpekler "Beni almaya geldiler" diye sevinç çığlıkları atarlar.

Ön patilerini tellere dayayıp "burdayım" der gibi bağırırlar.



Oyuncu küçük köpekler, o evlerde öğrendikleri takla atma, el verme gibi numaralarını yapmaya başlarlar.

Hepsinin gözü kapıdan içeri girenlerdedir.

Kimisi, "O gelenler bizimkiler, seninkiler değil..." dercesine yanındaki köpeği pataklar.

Bir sevinç fırtınası eser barınakta.

Kimisi kapatıldığı tel kafesin kapısına kadar koşup koşup döner.

Kendilerini almaya geleni görmek için çırpınırlar, irili ufaklı köpekler, sevinç çığlıkları birbirine karışır.

Ama kimse gelip onları oradan almaz.

Gelenler gittiğinde, arkalarından son bir kez bakıp, hüzünle tellerin arkasındaki köşelerine çekilirler.

*

Böyledir belediyelerin köpek barınakları.

Oradakiler, insanlara biyolojik olarak en yakın, bir büyümeyen çocuk zekásına sahip canlılardır.

Bizlere bağlanırlar, severler, özlerler, üzülürler, ağlarlar... Bunu insanoğlu anlamak istemez.

İşte; Bandırma Belediyesi’nin barınağında görevliler bir gecede 280 köpeği öldürdüler. Sebep; içlerinden birisinde (elbette belediye veterinerinin aşı yapmaması ve bakımsızlık yüzünden) kuduz gözükmesi...

Bir insanda bulaşıcı hastalık görüldüğünde, tüm mahalledekileri öldürürler mi?..

Bandırmalılar sevecen, iyi yürekli, merhametli insanlardır. Bu Bandırma’ya yakıştı mı?..

Image

Bölgenizde bir barınak varsa, gidip bakın...

Bir ölüm kampı gibidir çoğu.

Aklı, sevgisi, duyguları olan canlıları toplayıp tellerin arkasına kapatmak, onlara yardım için değil, onları sevmeyenlere ve istemeyenlere hizmet içindir.

Gözleri barınağın kapısında öyle beklerler onlar. Bir gelen olduğunda...

Sevinç çığlıkları atılır, küçük kaniş takla numarasını yapar, seter durduğu yerde zıplar, kangal kırması çıkış kapısına doğru koşup koşup döner. Ama onlar insanoğlunun merhametsizliğinin farkında değillerdir.

Bir gece o kapıdan canavar girer içeriye, insan kılığında...

BEKİR COŞKUN

HAYTAP



11.9.09

bulut

9.9.09

böyle bir sevmek...


yaşanılan bu sel falaketi sonrası hissettiklerimizi anlatmaya kelimeler yetmiyor doğrusu...yoğun duygular arasında bir de öfke var...öfke belki de en baskın olanı..olmalı da ..plansız kentleşmeler,alt yapıların yetersizliği..ölenlere rahmet,ailelerine sabır diliyorum..bu felaketten kurtulabilmiş insanlarımıza da büyük geçmiş olsun...umarım devlet bu acılarda bir takım dersler çıkarır..(ne yazık ki bu temenniden öteye geçemiyor şöyle geçmişe dönüp baktığımızda hiç bir şeyden ders alınmadığını görüyoruz)

bu felaketin tam ortasında bir fotoğraf...dinlendiği,üzerinde düşünüldüğünde ne çok şey anlatıyor..belki de yılın fotoğrafı olması gerekir...Acı,heyecan,endişe,sevgi,bağlılık....buyrun bu duygu durumlarına sizde ekleme yapın...

8.9.09

hayvanlar bizim esirimiz değildir!!!!!!




Bir an için yer değiştirin..Söyleyin nasıl hissederdiniz ? Lütfen bu video'yu arkadaşlarınızla paylaşın , paylaşın ki şunu bilsinler : HAYVANLAR BİZİM ESİRİMİZ DEĞİLDİR HAYVANLAR BİZİM GİYSİMİZ DEĞİLDİR HAYVANLAR BİZİM ONLARI EĞLENCE UĞRUNA ...KULLANABİLECEĞİMİZ VARLIKLAR DEĞİLDİR Lütfen hayvanlara eziyet'e göz yummayalım.Unutmayın herzaman birşeyleri değiştirebiliriz.. "Yerde olanlara merhametli olun ki, gökte olanlar da (melekler) size merhamet etsinler (Tirmizî, "Birr" B. 16)"