31.5.09

beni terk etme projesi/Haytap


Hayvan Hakları Federasyonu(HAYTAP)ve Konyaaltı Dostları Derneği(KDD)tarafından Antalya'da
1 Haziran-31 Eylül 2009 tarihleri arasında Beni Terk Etme Projesi'ni yürütecektir.

Projenin amacı,
Sahil kentlerinde sokaklarda yaşayan sahipsiz hayvan sorununun önemli nedenlerinden biri olan
terk edilmiş hayvanlara ve kontrolsüz olarak çoğalmalarına dikkat çekmek,toplumda farkındalık
yaratmaktır.

Toplum vicdanına seslenerek,yaz aylarında bir hevesle alınan masum dostlarımızın,onları sevgiye,
okşamaya,beslemeye alıştırmış sahipleri tarafından sokaklara,bilinmeyen bir kadere terk edilmelerini
engellemeyi hedeflemekteyiz.

Bu proje kapsamında,Aşağıda bilgilerinize sunduğumuz broşür,billboard,afişler ve el ilanlarının basımı
ya da il sınırları içinde evcil hayvan sahipleri ile yüz yüze görüşmeleri yapacak KDD Halkla ilişkiler
Çalışma Grubu üyelerinin ulaşımının sağlanması için destek bekliyoruz.

Katılımınız,en başta bizlere büyük bir manevi güç vereceği ve birlikten güç doğacağı inancımız gereğince
destek konusunda miktar ve/veya rakam belirlemiyoruz.Desteğin miktarı sosyal sorumluluk bilinciyle hareket
ettiklerine inandığımız kuurum ve kişilerin takdirine bırakılacaktır.

Bu projeyle,her sonbaharda karşı karşıya kaldığımız insanı utandıran manzarayı,yani boşalan sitelerin
bahçelerinde bütün yaz kendisiyle oynayan insanları aramaktan,kepenkleri çoktan kapatılmış evlerin
önlerinde yatmaktan vazgeçmemiş açlık ve susuzluktan zayıflamış,tüyleri yapağılaşmış dostlarımızın veya
otomobilden indirdikleri yol kenarında telaşla koşturup sahip bildiği insanların kokusunu takip etmeye çalışan
dostlarımızın kaderini değiştireceğimize yürekten inanıyoruz.

Beni Terk Etme Kampanyası'na başta Antalya Valiliği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerin,
ilgili resmi kuruluşların,yerel ve ulusal basının,Turizm sektörünün,meslek odalarının da desteklerini istemek
için ziyaretlerimizi de sürdürmekte olduğumuzu bilgilerinize sunarız..

Daha uygar,
güçsüzlere karşı sevgi ve şefkatle davranan bir toplum için hep birlikte,elele gerçekleştirmek istediğimiz projeye
değerli katkılarınız için teşekkür ederiz.

Haytap

28.5.09

Yaz Başı Getirilip Sonbahar da Terkedilmek ! /alıntı

Image

Evcil hayvan bakmak büyük sorumluluk isteyen bir iş. Ona iki ay bakıp, daha sonra "Sıkıldım," diye sokağa atanlar büyük bir insanlık suçu işliyor.

Yaz döneminde ebeveynlerin çocuklarına hediye ettiği evcil hayvanların birçoğu tatil sonunda sokağa terk ediliyor. Veteriner Hekim Prof Dr. Tamer Dodurka: "Hayvanın ayrılık acısı, sokağa atılmış bir çocuktan daha az değildir," diyor..

İşte petshop'ların vitrinlerini süsleyen bu birbirinden sevimli evcil hayvanlar, çocuklar için seçilen hediyeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ancak bu pahalı ve gösterişli hediyelerin bir can taşıdığı çoğu zaman hesaba katılmıyor. Onları alırken birlikte yaklaşık bir 15 yıl geçirileceği, onların da hastalanabileceği, sıkıntıları olabileceği kısaca ciddi bir sorumluluk gerektirdikleri düşünülmüyor. Sevimli bir oyuncak olarak satın alınan hayvanlar, en ufak bir sorun çıkardıklarında fırlatıp sokağa atılıyor. Yaz sonunda sokaklar terk edilmiş cins hayvanlarla doluyor.


Veteriner Hekim Prof. Dr. Tamer Dodurka, insanoğlunun köpeklere yaptığı en önemli haksızlıklardan birinin, onları alınır satılır bir mal gibi görmeleri olduğunu söylüyor: "Ülkemizde de gittikçe güçlenen petshop sektörü bu bakış açısının destekçisi konumundadır. Bir hayvan mal olarak görüldüğü takdirde kolayca satın alınabilen her mal gibi, kolayca tekrar satılabilir ya da atılabilir. Eskidiğinde (yaşlandığında), hasta olduğunda ya da istenmeyen davranışları olduğunda yenisiyle değiştirilebilir.

Çocuklara oyalansın diye ya da karne hediyesi olarak köpek almak da bu bakış açısının bir parçasıdır. Yavru köpeğin ilk baştaki sevimli ve oyuncu hali bir süre sonra geçer, köpekte sahibinin bilinçsiz uygulamaları sonucu davranış bozuklukları şekillenir ya da yaz sonu, yazlık dönüşü köpek eve alınmak istenmez. Bazen de okullar açılmasıyla çocuğun köpeğe vakit ayırması zorlaşır, anne babanın ise köpeğe bakacak isteği ya da vakti olmaz ve köpek birine verilirse verilir, verilmezse de barınağa ya da sokağa terk edilir."

Bu olayın her yıl binlerce köpeğin başına geldiğini belirten Prof. Dr. Dodurka; "Hem insanlık, hem çocuk, hem de atılan köpek açısından vahim olan bu durumu engellemek için insanların bu bakış açısının değişmesi ve yasal önlemlerin alınması önemli," diyor ve ekliyor : "Bu acı sokağa atılmış bir çocuktan daha az değildir. Bu acıyı onlara yaşatmaya kimsenin hakkı olamaz. Acı bir yana, bu hayvan dışarıda nasıl yaşayabilir? Yaban hayvanları bile kısa bir süre insan tarafından alıkonulur ve beslenirse tekrar doğaya dönemez. Bebekliğinden beri sahibi tarafından beslenmeyi öğrenmiş olan köpek, dış ortamda yiyecek bulmayı öğrenene kadar bir hayli zaman geçecektir. Bu esnada açlıktan ölebilir ya da yiyecek kavgalarında ölümcül yaralar alabilir. Sokaktaki diğer hayvanlarla iletişim kurmasını bilmeyen, onlarla mücadele edemeyecek olan bu köpeği birçok başka tehlike ve bilinmezlik bekler."


Image

HAYVANI OLDUĞU KADAR , ÇOCUĞU DA KÖTÜ ETKİLER

Hayvanın evden atılmasının evdeki çocuğu da derinden etkilediğini söylüyor Prof. Dr. Tamer Dodurka: "Can yoldaşı olmuş bir dosttan ayrı kalmanın üzüntüsü bir yana çocuk, ebeveynlerinin çok sevdiği bir canlıyı rahatça sokağa atmasını izleyerek, küçük yaşta vefasızlığı öğrenir; sevilen bir canlının atılmasına karşı tepkisizleşir. Yani çocuğun beynine bugün hayvana, yarın insana yapılan bu muamelenin gayet normal bir davranış olduğu yerleşir. Hatta empati kurma yeteneği gelişmiş bazı çocuklar ebeveynlerinin bu hareketi kendisine karşı da yapabileceğinden endişe duyar. Kısacası, insanlar sorumluluk sahibi olmalı, bakamayacağı hayvanı almamalı, hiçbir zaman çocuklara hayvan hediye etmemeli ve hayvanı bir mal gibi görmekten vazgeçmelidir."


HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Çıtırık da, terk edilen evcil hayvanları sokaklarda korkunç şeylerin beklediğini söylüyor: "Sokaktaki hayvanlar işkence görüyor, tecavüze uğruyor, dövülüyor ve çok eziyetli bir şekilde hayatı son buluyor. Veya belediye barınaklarına terk ediyorlar. Türkiye'deki belediye barınaklarının yüzde 99'u açlık ve hastalığın hüküm sürdüğü ölüm kampları halinde, orada da hayvanları kötü bir ölüm bekliyor." Özellikle yazlıklarda, sahillerde tatile çıkarken alınan ve tatil sonunda sahile terk edilen köpeklerin büyük bir dram yaşadıklarını belirtiyor Çıtırık: "Aylarca kendilerini terk eden sahiplerini sabırla ve özlemle bekliyorlar. Ama o arada çoğu artık ıssızlaşan sahillerde yavaş yavaş gelen bir ölümle bu dünyadan kurtuluyorlar. Bu nedenle insanlar eve hayvan alırken çok düşünmeli. O hayvanla 15 yıl birlikte yaşayacağını unutmamalı. Onlar da tıpkı bizler gibi duyguları, özlemleri, sevgileri olan, yaşayan, nefes alıp veren canlılar. Onları alıp sonra terk etmek büyük bir insanlık suçu." Nesrin Çıtırık yaşadığı dramatik bir olayı şöyle anlatıyor: "Yıllar önce Adana Barınağı'na terk edilmiş bir köpek vardı. Ben barınağa her gidişimde peşimden ağlardı ve benimle gelmek isterdi. Arabama binmek isterdi. Ben de köpeğin beni sevdiği için benimle gelmek istediğini düşünürdüm. Arabam kırmızıydı. Bir gün arkadaşımın arabası ile gittik. Ne benim yanıma geldi ne de arabaya binmek istedi. Çok şaşırdım, hasta olduğunu düşündüm. Personelden biri hayvanın, bütün kırmızı arabaların peşine düştüğünü söyledi. Onu terk eden sahiplerinin telefonunu buldum ve arabalarının rengini sordum. Arabaları kırmızıydı. Her gelen kırmızı arabaya binmek istemesinin sebebi sahiplerinin kırmızı arabasının bir gün gelip kendisini tekrar evine götürme umudu idi... İnsanlara çağrım şu: Lütfen bu ağzı dili olmayan canları, kırmızı arabaların yolunu gözlemek zorunda bırakmayalım."

Haytap

20.5.09

Yuva arıyorum....




Arkadaşlar bu çocuk Kemerburgaz'a terk edilmiş.
Acilen yuva bulunması gerekiyor çok zor durumda güvenlik bakıyor.
İki kardeş olarak atılmışlar birini bir hayvan sever 5. Kopek olarak almış
ama bu çocuk kimsesiz Lutfen yardımcı olun da bu cocuga acilen yuva bulalım
erkek ve genc bir terrier

8.5.09

yağmur yağıyor yine..

Biliyorum üzülüyorsun anne;düşündükçe benim dünyamın bu bahçeden ibaret olduğunu..Ben sokakta nasıl yaşanır bilmiyorum ki..Doyasıya koşmadım ki sınırları belli olmayan,uçsuz bucaksız bozkırlarda..Bahçe kapısı açık kalsa da çıkamam ki ben dışarı,bunu sen de biliyorsun..Burda açtım gözlerimi,senin kucağında büyüdüm,ilk yemeğimi elinden yedim..Sesinin tonunu tanırım,oğlum deyişini bilirim ya da annem kızmış susayım derim ,havlamam.gözünün bir damla yaşına kıyamam,anlarım üzüldüğünü dokunuşundan...bizim kedi bulut'a bir şey demem, katlanırım yaramazlıklarına,biliyorum ki onu da en az benim kadar seversin.
off..of yine hüzünlendim ben,bu yağmur yüzünden oluyor bunlar..yine camdan bakmak zorundayım..ne zaman dinecek ki bu yağmur..

Not:bu fotoğraf çok şey yazdırır.sizlerden de bu fotoğraf üzerine yazmak isteyen olursa blogunda yazabilir....veya isterseniz burada yayımlarım yazılarınızı..çok sevinirim arkadaşlar..

3.5.09

DATVİ İÇİN EN İYİSİ HANGİSİ ?

Image

Datvi'ye 'babalık' yapan Cemal Gülas, "Barınakta ayılara antidepresan veriyorlar. Onu doğaya salsınlar" diyor. Prof. Nilüfer Aytuğ: Datvi artık doğaya geri dönemez KARACABEY Ovakorusu Ayı Barınağı'na 7 ay önce Rize’den getirilen yavru ayı Datvi’ye gereken özenin gösterilmediğini öne süren ve rehabilite edildikten sonra doğaya salınması gerektiğini savunan doğa fotoğrafçısı Cemal Gülas'ın

buradaki hayvanların kobay kullanıldığı iddiasına yanıt geldi. Barınak sorumlusu sorumlusu ve Almanya Hayvanları Koruma Derneği'nin Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, “Gerçekleri merak edenler Karacabey’e gelsin. Datvi doğaya geri dönemez, bu ayının doğaya geri dönüşünü engelleyen kişi veya kişiler de onunla çok fazla iç içe uzun süre yaşayanlardır” dedi.

Doğa fotoğraçısı Cemal Gülas, şunları söyledi: “Davi ile 7 ay 24 gündür ayrıyız. O beni bırakmazdı ama ben onu bırakmış oldum. ‘Yanlış, yanlışla düzeltilmez’ bunu da biliyorum, yasal düzenlemelerle gerekenin yapılabileceğine inanmak istiyorum, ama yapılmazsa. İtiraf ediyorum işte, aklımdan Datvi'yi o hapishaneden kaçırmak geçiyor.

Image


Bu arada, oranın bir Alman vakfın himayesinde olduğunu belirtmeliyim. Bu vakıflar da kırk ceviz görmeden bir taş atmazlar. Ben orada o hayvanlara bir dizi testler yapıldığını düşünüyorum. Çünkü ayılarla insanların sindirim sistemi aynı, bir sürü ilaç deniyor olabilirler. Tüm bunları düşününce de, ‘Kaç oğlum’ demediğim için pişmanlık duyuyorum, içimden ‘Affet beni Datvi’ diyorum.”

‘YARGIYA BAŞVURSUNLAR’

Gülas'ın bu iddialarına Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Bölüm Başkanı olan ve aynı zamanda ProAnimale adlı Almanya Hayvanları Koruma Derneği'nin Türkiye temsilciliğini yapan, Karacabey Ovakorusu Ayı Barınağı'nın sorumlusu Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ yanıt verdi. Prof. Dr. Aytuğ, 6 yıldır Orman Bakanlığı ile birlikte sorumluluğunu temsilcisi olduğu Alman derneğiyle birlikte üstlendikleri 60 ayının bulunduğu barınakta, ayılara sedatif (sakinleştirici) verildiği, Datvi ve diğer ayıların kafeslerde tutulduğu yönündeki iddiların asılsız olduğunu söyledi.


Image


Datvi’nin Rize’den getirilip 26 Kasım 2007’de Karacabey Ovakorusu Ayı Barınağı’na konulduğunu belirten Prof. Dr. Aytuğ, hayvanlara sedatif verildiği iddasında bulunan kişilerin, derhal yargıya müracat etmesi gerektiğini vurguladı. Ayılar üzerinde deney yapıldığı idialarının da asılsız olduğunu belirten Prof. Dr. Aytuğ, kan örnekleri alınması konusunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını ve bu konuda merakı olan herkesi Karacabey’e davet ettiğini söyledi. Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ sedatif iddiaları ile ilgili şunları söyledi:

“Röportajı okudum, beni en çok ilgilendiren ayılara sedatif verilmesiyle ilgili kısmıydı. Ayılara sedatif falan vermiyoruz. Kaldı ki verip vermediğimizi görüp sadece ordaki ortamı görerek bile bunu anlayabilirler. Bunun dışında ben daha öncede belirttim, ayılara sedatif verildiğini ya da bir takım deneyler yapıldığını düşünüyorlarsa eğer, lütfen yargıya müracat etsinler. Gelsinler iç alana girip kan alamayacaklardır, biz bu kanuda onlara yardımcı oluruz. İstedikleri laboratuvara hayvanların kanlarını göndersinler, bahsettikleri sedatiflerin verilip verilmediği konusunu lütfen kesinleştirsinler.”

‘DATVİ 25 BİN METREKARELİK ALANDA’

Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, ayı Datvi’nin kafeste tutulmasının söz konusu olmadığını da belirtti. Bütün vahşi hayvanların kafeste taşınması gerektiğini, onun dışında kendisinin çalıştığı yerlerde kafeste hayvan tutulmadığını kaydeden Prof. Dr. Aytuğ, “Datvi şu an 25 bin metrekarelik bir alanda yaşıyor, geldiğinden beri hiç kafeste yaşamadı. Bütün vahşi hayvanlar kafeste taşınırlar, ama onun dışında benim çalıştığım vahşi hayvanların hiç birisi kafeste barındırılmıyor. Bunu da Karacabey’e arzu eden herkes gelip görebilir. Aslında çok uzakta değiliz yani, İstanbul’a yakınız. Merak edenler buyursunlar gelsinler” dedi. ‘DATVİ DOĞAYA DÖNEMEZ’ Datvi’nin doğaya dönmesinin mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, bu konuda durum bildirgesinin oluşturulup taraflara sunulduğunu açıkladı. Prof. Dr. Aytuğ, şunları söyledi: “Aslında Datvi’nin doğaya dönüp dönemeyeceği konusunda durum bildirgesi oluşturuldu. Benim de içinde bulunduğum bir gurup tarafından bu görüşüldü ve bu durum bildirgesi ilgili olan taraflara ilan edildi. Bana sorarsanız Datvi doğaya geri dönemez. Datvi’nin doğaya geri dönüşünü engelleyen kişi veya kişiler de onunla çok fazla iç içe olarak uzun süre yaşayanlardır. Kaldı ki elimizdeki video kayıtlarında da mevcut bir kişi değil, Datvi ile çok kişi ilgilendi, bakımını çok kişi üstlendi. Lütfen rica ediyorum gerçekleri merak edenler Karacabey’e gelsinler.”


Image

Haytap

PET SHOPLARDAN ALDĞINIZ ''CİNS'' KÖPEKLERİNİZİN NASIL ÜRETİLDİĞİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?!

Aşağıdaki linkte petshoplara köpek sağlayan bir köpek üretim merkezinin
videolarını göreceksiniz.. Kendi pisliği üzerinde yaşayan , kurtlanmış mamalarla
beslenen, kırık bacağı ile ya da vücudundaki uyuz ile tedavi olmadan yaşamaya
mahkum edilen, ruh dengesi bozulmuş ''damızlık'' tabir edilen zavallı erkek ve
dişi köpekler... Petshoplardan alınan köpeklerin orada olması için her
6 ayda bir ölene kadar 1-2 metrekarelik kafeslerde hapsedilip çiftleştirilen
zavallı ''damızlık''larla tanışın.. ve çevrenizdeki herkesi tanıştırın...
Ve onlara şunu sorun; petshoplardan evcil hayvan alırken vicdanınız rahat mı?
çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz? acıma ve utanma hissinizi nerede,
nasıl bıraktınız?
Bu videoyu gruba yükleyen üyemiz Aslı Arıkan'a teşekkürler...

http://www.facebook.com/video/video.php?v=91050944125&oid=57359934909